Hayata Dair Her Şey....

2/8/2007 - İŞTE YAZ MEYVELERİNİN MUCİZEVİ FAYDALARI!..

Kategori: Saglik

 

Hep bir ağızdan “çok sıcak” diyerek havayı iyice alevlendirdiğimiz yaz günlerinin en iyi serinleticisi, eşsiz atıştırması ve hatta çoğu zaman da ana yemeği hiç kuşkusuz yaz meyveleri.

İyi bir vitamin ve mineral kaynağı olan yaz meyvelerinin yararları saymakla bitmiyor. Uzmanlar yaz mevsiminde de günde beş porsiyon sebze ve meyve yemeği öneriyor. İşte yaz meyvelerinin maharetleri.

KAVUN
*
B vitamini, brom ve iyot içeren kavun, sinirleri yatıştırıyor ve kanı temizliyor.
* Kolay bir uyku sağlamanın yanı sıra; damar tıkanıklığı ve kansızlık için de öneriliyor.
* Açık renkli ve düz kabuklu “bal kavunu” iyi bir C, A vitamini, potasyum ve çinko kaynağı olarak en değerliler arasında yer alıyor.
* Cildi kuru olanlar için 1 ölçü süt, 1 ölçü kavun suyu ve 1 ölçü su ile hazırlanan karışım, iyi sonuç veriyor. Meyve salataları, pasta ve tartoletlerde bol bol kullanarak, hem lezzetinden hem de besin değerinden yararlanabilirsiniz.
* Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyve.
* Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor.
* Ufak bir hatırlatma; kavunu kestikten hemen sonra tüketilmesi gerekiyor.

KİRAZ
* Kanı sulandırıyor ve temizliyor.
* Kiraz tüketimi, gut hastalığına yakalanma riskini düşürüyor.
* Böbrek ve mesane yollarını kumlardan temizliyor.
* Karaciğer şişliğine iyi gelirken, safra akışını normale döndürüyor.
* Romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine karşı oldukça faydalı.
* İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu ve vücudu zehirli maddelerden temizliyor.
* Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
* İçerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor.
* Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor.
* A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda da gözlerin dostu.

ERİK
* Bünyesinde B1, B2, B3, B6, A, C ve E vitaminleri, protein, karbonhidrat, selüloz ve mineral olarak da kalsiyum, sodyum, demir, potasyum ve magnezyum bulunuyor.
* Regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terletici etkiler oluşturuyor.
* B vitamini ihtiva eden erik, bu özelliği sayesinde sinir sistemini takviye ediyor.
* Sindirim sistemi üzerinde de olumlu etkisi var.
* İyi bir antioksidan ve C vitamini kaynağı olarak, kalbin de dostu.

ÇİLEK
* Yaşlanmaya bağlı macular (gözde görmeyi netleştiren bölge) dejenerasyona karşı koruyucu olduğu saptanmıştır.
* Cilt sorunları olanlar için iyi bir meyve.
* Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebir.
* Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor.
* Yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler de içeriyor.

KAYISI
* Mükemmel bir A vitamini, iyi bir C vitamini, lif, triptofan (serotonin öncüsü bir amino asit) ve potasyum kaynağı.
* Beta-karoten ve likopen içeriği ve lifli yapısı sayesinde iyi bir kalp dostu olmasının yanı sıra, kansere karşı da koruyor.
* Lifli yapısı sayesinde kabızlığa ve bağırsak tembelliğine iyi geliyor.
* Cildi, mikrop ve mantarlardan koruyor, güzelleştiriyor.
* Gözlere parlaklık veriyor.
* Kalp kaslarını kuvvetlendirirken, safra bezlerini de temizliyor ve böbrekleri çalıştırıyor.
* Sinirleri güçlendirirken, uykusuzluğa da iyi geliyor.
* Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynuyor.
* Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırıyor.

KARPUZ
* Kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı oluyor.
* Lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenliyor.
* Üre ve ürat tuzlarını temizliyor ve idrar söktürüyor.
* Barındırdığı “likopen” maddesi, kalbi enfarktüs olasılığına karşı koruyor.
* Bol miktardaki potasyum, böbreklerin daha iyi çalışmasını ve böylece böbrekler tarafından vücuttan sodyumun atılmasını hızlandırıyor.

ÜZÜM
* Kansızlığın tedavisinde etkili.
* Yüksek tansiyonu kontrol altında tutmaya yardımcı oluyor.
* Böbrek ve bağırsak sisteminin çalışmasını düzenliyor.
* İyi bir enerji kaynağı.
* Güneş ışınları, stres ve sigara nedeniyle bozulan cildi güçlendiriyor.
* Beyin hücrelerini zinde tutuyor.
* Kalp ve damar sistemindeki dokulara esneklik sağlıyor.
* Yaşlanma etkilerini azaltıyor.


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/8/2007 - YATIŞ POZİZYONUNUZ NASIL?

Kategori: Saglik

 

 

Yatış pozisyonu uykuya dalma ve sağlıklı uyku üzerinde oldukça etkili. İşte uyurken yatış pozisyonunuzun anlamları..

Fetus / Cenin yatışı:
Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar. Araştırmalarda 1000 kişiden % 41'i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..

Kollar yanda dik yatış:
Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır.. Buna rağmen, bazen kolay aldanabilirler..

Yaşlı duruşunda yatış:
Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri zor veya yavaş değişir. Bir karar aldıklarında, bunu değiştirmekten hiç çok hoşlanmazlar.

Asker yatışı:
Kollar vücudun yanlarında rahat bırakılmış yüz yukarı şekilde, sadece baş sağa sola dönecek şekilde yatanlar, sakin, sessiz, vakur, ağzı sıkı kişilerdir. Gereksiz yere konuşanlardan, ortalığı velveleye veren insanlardan hoşlanmazlar. Kendilerini diğer kişilerden yüksek olarak konumlandırırlar.

Yüzü koyun (serbest düşüş) yatış:
Yüzü koyun yani bacaklarınız aralık ve düz, kollar baş hizasında yastığın üzerinde olacak şekilde, başını sağa-sola çevirerek yatanlar, topluluk, sürü halinde yaşamayı sever. Başkalarından çok kendilerini önemserler.. Bunun yanında sinirli, huzursuz ve içli, kolay incinen kişilerdir. Eleştirilmeyi veya uç durumları sevmezler.

Deniz yıldızı yatışı:
Yüz yukarı, kollar başın her iki yanına yastığa konulmuş açık, bacakları sağa ve sola açık biçimde yatanlar iyi arkadaş olurlar. Bu tür kişiler her zaman başkalarını dinlemeye hazırdır ve yardım istediğinizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar.

Hangi pozisyon sağlıklı?
Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur, deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı, kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır. Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır. Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi uyku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece % 5'i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor.


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/7/2007 - ÇİLEGİN FAVDALARI

Kategori: Saglik

 

Çilek gerçek bir C vitamini deposu. 100 gr. çilekte 59 mg. C vitamini, (ki bu oran limondan bile fazla) 1 mg. sodyum, 174 mg. potasyum, 21 mg. kalsiyum var. Kalorisi ise 37. Ancak eğer diyet yapıyorsanız, nasılsa meyvedir, bir şey yapmaz diyerek bol bol çilek yemeyin.

 

Çilek yıkarken dikkat etmek gerek. Çünkü çok çabuk zedeleniyor. Bunun için önce su dolu bir kabın içinde bekletmek, süzdükten sonra da birkaç kez akan suyun altından geçirmek en iyisi. Sulanmaması için de yeşil kısımlarını yıkadıktan sonra temizleyin.

 

Yararları…

 

Çilek gözün zafiyetini giderir.


Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor

 

İdrar yollarında ki tıkanıklığa iyi gelir.

 

Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir.

 

Dişleri kuvvetlendirir.

 

Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor

 

Nezleye çok faydalıdır.

 

Ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor.

 

Büyüme çağındaki çocuklar ve gençler için fevkalade bir meyvedir. 

 

Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor.

 

Kansızlığa karşı faydalıdır.

 

Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar.

 

İdrar söktürü ve böbrek ve mesane taşlarının düşmesini sağlar

 

Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler. 

 

Cilde güzellik ve tazelik verir.

 

Romatizmaya,damar sertliğine iyi gelir.

 

Kalp ve kas romatizmasının tabii ilacıdır.



<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/7/2007 - SAĞLIKLI YAŞAM

Kategori: Saglik

DOĞRU HAREKET
YANLIŞ HAREKET

YATAKTAN KALKARKEN
Yavaş hareket edip, kasları harekete geçirmek. Pencereyi açmak.
Hızla hareket kas tutulması yapar. Uyanınca yatakta fazla kalmak.

BANYO YAPARKEN
Ilık duş ve çıkışta soğuk su dökünmek, vücuda oksijen yükler.
Sıcak su, banyoda çok kalmak. Vücudu ve saçları kurutmamak.

KAHVALTI YAPARKEN
Bir bardak ılık su. Kepekli tost ekmeği, yoğurt, meyve, kahve.
Çok yağlı yiyecek, sucuk, pastırma, sosis, kremalı kahve içmek.

IŞE GIDERKEN
Yürüyecek mesafeyi uzatmak. Kol ve bedeni hareket ettirmek.
Kapının önüne kadar arabayla gitmek. Asansörle inip çıkmak.

IŞ YERINDE
Aydınlık, güneşli ve geniş mekân. Masada çiçek bulundurmak.
Masada kambur oturmak, etrafa bakmamak, vücudu germemek.

ÖĞLE YEMEĞI
Az ekmek, beyaz et, patates. Bol salata gerginlik ve stresi azaltır.
Bol ekmek, çok yemek, kolalı içecekler. Ayakta aperatif şeyler atıştırmak.

ÖĞLEDEN SONRA
Biraz uyumak veyâ dinlenmek. Derin derin nefes alıp vermek.
Tuzlu krakerler, bisküviler, tatlı veyâ benzeri şeyler yemek.

MASA BAŞINDA
Geri yaslanıp derin nefes almak. Bacak kaslarını gerip bırakmak.
Saatlerce kambur kambur oturmak. Sürekli aynı yere bakmak.

AKŞAM YEMEĞI
Az ekmek, sebzeli yemek, beyaz et, salata ve çeşitli meyveler.
Mikrodalgadan çıkan yiyecekler. Yatmadan az önce yemek yemek.

YATMA ZAMANI
Sessiz ve az karanlık oda. Kafadaki düşünce ve problemleri atmak.
Çok yumuşak yatak ve kalın yastık. Yüzükoyun ve geç yatmak

DÜZENLI SPOR:

- Güç ve kuvvet artar.
- Solunum verimliliği artar.
- Zindelik ve kendine güven artar.
- Kandaki kolesterol seviyesi azalır.
- Genç görünmeye yardımcı olur.
- Sırt ağrıları azalır.
- Tansiyon azalır.
- Stres, gerginlik ve depresyon azalır.
- Kalbin verimliliği artar.
- Kas gücü verimliliği artar.
- Dinlenirken kalp atışı azalır.
- Kalp krizi ihtimâli azalır.
- Vücuttaki yağ azalır.
- Daha ince olmayı sağlar.
- Yıllarınıza sağlıklı, tatlı bir hayat katar.
- Iş ve diğer faaliyetlerdeki verimlilik artar.
- Daha olumlu bir kişilik kazandırır.
- Hayatınızdan daha çok zevk almanızı sağlar.

ANNE SÜTÜ EŞSIZ BIR BESINDIR:

Şişli Etfal Hastanesi Çocuk Kliniği şefi Prof. Dr. Asiye Nuhoğlu diyor ki: Bütün olumsuzlukları yok eden anne sütü, olağanüstü bir besindir. Ihtiyaç duyulan bütün besin maddeleri anne sütünde mevcuttur. Hiçbir sanayi maması veya gıdalar anne sütü ile kıyaslanamaz. Doğumun ardından ilk 10 dakika içinde hemen verilebilir. Bebeğe ilk 4-6 ay arasında verilecek anne sütü; bronşit, ishal, bağırsak hastalıkları, anemi, solunum yetersizliği, enfeksiyon, kansızlık, alerji, bulaşıcı hastalıklar, hatta aşırı şişmanlık olarak bilinen obeziteden korur. Anne eğer yeterli besleniyorsa, ilk 4-6 ay bebeğe vitamin ve su bile vermeden sadece anne sütü kâfi gelir. Emzirme sırasında anne-bebek yakınlaşmasının bebekte uyandırdığı güven hissi yanında, sütün en steril şartlarda sunulması, anne sütünü eşsiz bir besin maddesi yapmaktadır.

Anne sütü; protein, yağ, karbonhidrat ve mineral ihtiva etmesinin yanı sıra, bileşimindeki enzimleri ve üstün fiziko-kimyasal özellikleriyle, bebeğin sütten en iyi şekilde yararlanmasına imkân sağlar. Anne sütü ile beslenen bebekler, Türkiye’de ve bütün dünyada normal bir büyüme ve gelişme gösterir. Bütün bunlara karşılık, anne sütünün yerine çeşitli sebeplerle verilen inek ve başka sütler, bebekler için uygun besin deĞildir ve sindirimi de zordur. Eğer uygun şekilde yerine konulmazsa, inek sütü verilen
bebeklerde C ve D vitamini eksikliği, raşitizm, bakır eksikliği ve demir eksikliğine bağlı anemi görülmesi kaçınılmazdır.

UYKU TÂMIRCIDIR:

Uyku insan vücudunu tatlı tatlı tâmir eder. Uykuda bütün vücut, kalp atışından tansiyona kadar her şey yavaşlayıp düştüğü için dinlenir. Yeni bir güne sadece kemikler ve adaleler değil, bütün organlar, âdeta yenilenmiş olarak başlar. Uyku ne kadar tatlıysa, uykusuzluk da o kadar keyif kaçırıcıdır. Iyi uyuyamayan kişi, yataktan bitkin bir hâlde kalkar. Çalışmak için enerji toplayamadığından da, verimli olamaz.

HÂRIKA MEYVE: KIVI

Son yıllarda manav ve marketlerde satılmaya, hattâ Türkiye’de de yetiştirilmeye başlanan kivi, bir C vitamini deposudur. Anayurdu Çin olan kivinin bir tanesinin sahip olduğu C vitamini, bir insanın alması gereken günlük C vitamini ihtiyacından bile fazladır. Amerika’da bu hârika meyve üzerinde yapılan araştırmalar, kivinin birçok derdin devâsı olduğunu ortaya çıkardı. Işte bunlardan bazıları:

- Kolesterol seviyesini düşürür.
- KaraciĞeri çalıştırır, safra ifrazatını çoğaltır.
- Kanı temizler.
- Göğüs hastalıklarının tedavisinde çok faydalıdır.
- Grip ve soğuk algınlığının çabuk atlatılmasını sağlar.
- Kan basıncını ayarlar, tansiyonu düşürür.
- Kadınlarda göğüs kanserini önler.
- Vücudun direncini artırır.
- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

LIMON ILÂÇ GIBIDIR:

Hârika bir C vitamini deposu olan Limon, tâbiri uygunsa “Vücudumuzun doktoru.” gibidir. Işte birçok derdin şifası limonun bâzı faydaları:

- Kalbi ferahlatır,
- Temreyi geçirir,
- Idrar söktürür,
- Hazmı kolaylaştırır,
- Tansiyonu düşürür,
- Damar sertliğini giderir.
- Mide bulantısını giderir,
- Grip ve nezleye şifa verir,
- Diş etlerini kuvvetlendirir,
- Baş dönmesini durdurur,
- Damar tıkanıklıklarını açar,
- Gıda zehirlenmelerini önler,
- Karaciğer için çok faydalıdır,
- Böbrek tıkanıklıklarını giderir,
- Bademcik iltihaplarını geçirir,
- Felç hastalarına tavsiye edilir,
- Bağırsak ve idrar yollarını temizler,
- Sivilceleri giderir, cilde güzellik katar,
- Zehirli hayvan sokmalarına karşı panzehirdir.

KAN GRUPLARI:

Türkiye’deki insanların kan grubu oranları ortalama şöyledir:

Kan Grupları %

A RH Pozitif: 29.5
0 RH Pozitif: 27.5
B RH Pozitif: 13.0
A RH Negatif: 8.4
AB RH Pozitif: 6.8
0 RH Negatif: 6.3
B RH Negatif: 6.1
AB RH Negatif: 2.4

SAĞLIKLI SÜT IÇMEK HERKESIN HAKKIDIR:

Her bakımdan tam bir gıda olan süt içmeyi alışkanlık hâline getirmek lâzımdır. Batıda bu işe çok önem verilmektedir. Sütün, doğal özelliklerini ve besin değerini kaybetmeden, sağlıklı bir şekilde tüketiciye sunulması için Pastörizasyon veya Ultra Pastörizasyon işlemlerinden geçmesi ve sağlıklı bir şekilde ambalajlanması gerekir.

Pastörize Süt: Sütün 720C-750C de, 15-20 saniye ısıtıldıktan sonra, hemen 50C ye kadar soğutulması işlemidir. Pastörizasyon işlemi ile insan sağlığına zararlı bakteriler yok edilir. Pastörize sütlerin özellikleri:
- Içinde katkı maddesi bulunmaz,
- Cam şişelerde günlük satılır,
- Besin deĞerini 2-3 gün korur.

Ultra Pastörize Süt: Sütün, 1350C de, 2-6 saniye ısıtılarak, hemen 200C ye kadar soğutulması işlemidir. Ultra Pastörizasyon işlemi ile, hem insan sağlığına zararlı bakteriler, hem de sütün bozulmasına sebep olan bakteriler yok edilir. Evde kaynatıldığında besin değerini kaybeden süt, bu yollarla besin değerini kaybetmeden sağlıklı bir şekilde müşteriye sunulur. Bunların özellikleri:
- Içinde katkı maddesi bulunmaz,
- Aseptik karton kutularda satılır,
- Özelliklerini ve besin değerini, açılmadıkça en az 4 ay korur,
- Oda ısısında muhafaza edilebilir.

SARMISAK:

Sarmısak çok faydalıdır. Başta, tam bir antibiyotik yani, mikrop öldürücüdür. Dizanteri, kabızlık, kanser, bronşit, verem, siyatik, astım, varis vs. hastalıklara çok faydalıdır. Ayrıca;

- Dolaşım bozukluğunu giderir.
- Solucan, tenya, şerit düşürür.
- Mide, baĞırsak gazını giderir.
- Kalp rahatsızlığını giderir.
- Eksoz gazına panzehirdir.
- Mesane taşlarını düşürür.
- Böbrek taşına mâni olur.
- Cilt hastalıklarını önler.
- BaĞırsakları yumuşatır.
- Damar sertliğini önler.
- Güç ve kuvveti arttırır.
- Romatizmayı hafifletir.
- Insana canlılık verir.
- Tansiyonu ayarlar.
- Hazmı kolaylaştırır.
- Ateş düşürücüdür.
- Yorgunluğu önler.
- Balgamı söktürür.
- Iştah açar.

KALBIN ÜÇ DÜŞMANI:

1- Yüksek Tansiyon: Tansiyon, kalbimizin kasılması esnasında, kanın damarlara pompalandığında, damarlar üzerinde yaptığı basınçtır. Kalp kasıldığında, damarlardaki basınç büyük tansiyon, gevşediğinde damarlarda hissedilen basınç küçük tansiyondur. Büyük tansiyon 140 mm Hg, küçük tansiyon ise 90 mm Hg’den fazla ise tansiyon yüksek kabul edilir.
Belirtileri: Sabah uyanıldıĞında ense bölgesinde ağrı, bazen baş dönmesi, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikâyetler.
2-Kolesterol: Özellikle hayvansal gıdalarda bulunan ve fazla miktarda alındığında damar iç yüzeyine yapışan kolesterol isimli bir yağdır ki, esnek olan damarlarımızın esnekliğini azaltır ve damar duvarında birikerek damar boşluğunu daraltır.
3-Şeker Hastalığı (Diyabet): Insülin isimli pankreastan salgılanan hormon, besinlerle alınan glikoz adlı şekeri, vücudun kullanması için, kandan dokulara verir. Şeker hastalığında insülin bu görevini yapamaz ve kanda glikoz artar. Kan şekeri normal seviyelerde tutulamadıĞında göz, böbrek, sinir sistemi ve daha birçok bölgede tedavisi mümkün olmayan hasarlar meydana getirir.
Belirtileri: Çok su içme, sık ve bol idrar, sık acıkma, aşırı yemek yeme, yorgunluk ve hâlsizlik. Aç karnına kan tahlilinde 126 mg/dl üzeri çıkarsa, şeker hastalığına şârettir. Şeker hastalığı ömür boyu devam eder.

KALP İÇİN ZARARLILAR:

- Sigara ve içilen yer,
- Gerginlik ve stres,
- Hareketsizlik, kirli hava.
- Sağlıksız beslenme,
- Alkol ve tuz kullanma,
- Hayvanî yağ, kırmızı et,
- Hamur işi ve kızartma,
- Hazır besinler,
- Aşırı şişmanlık,
- Şeker ve tuz,
- Fazla yumurta,
- Sosis, hamburger.

KALP İÇİN FAYDALILAR:

- Yeşil sebze ve meyve,
- Tahıl ve baklagiller.
- Kepekli ekmek,
- Balık ve tavuk,
- Yağsız yoğurt ve süt,
- Sıvı yağlar,
- Egzersiz hareketler,
- Temiz hava,
- Düzenli bir hayat.

YÜRÜYÜŞ:

Günde bir müddet yürüyüş yapmak, insan vücudu için çok faydalıdır. Yürümek hazmı kolaylaştırır, iştahı arttırır, sinirleri dinlendirir. Bunun için her yaştaki insan yürümekten sayısız faydalar sağlar. En sıhhatli ve dinç ihtiyarlar, fazla yürüyen insanlar arasında olur. Bedenin ve adalenin kuvvetini de arttırdığı için, hamile kadınlar için de çok faydalıdır. Yürüyüş yaparken, ayakkabı altlarının düz ve geniş olmasına, giyeceklerin de hafif olmasına dikkat etmelidir.

ZAYIFLAMAK IÇIN:

- Günde en fazla üç öğün ve azar azar yiyin!
- Yavaş yavaş ve iyi çiĞneyerek yutun!
- Yemekten beş dakika önce bir bardak ılık su için!
- Tuzu azaltın!
- Yemek tabağı küçük olsun!
- Bol salata ve sebze yiyin!
- Yağlardan uzak durun!
- Az ekmek yemeye çalışın!
- Tatlıyı ve eti azaltın!
- Kızartmaları azaltın!
- Öğün haricinde birşeyler atıştırmayın!
- Hareket ve yürüyüş yapmaya çalışın!

SINDIRIM BOZUKLUKLARI:

Sindirim bozuklukları, genellikle kötü alışkanlıkların sonucudur.
Belirtileri: midede ağırlık, ekşime, aşırı asidite, yanma, bulantı, uyuklama, baş ağrısı, kusma v.b. Kötü sindirilmiş besin mideden geçtikten sonra baĞırsaklarda şu belirtiler başlar: Gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal.

- Iyi ve yavaş yavaş çiğnenmeyen bir besin sindirim organlarında ekşir.
- Yemekte içilen sıvılar mideyi şişirir ve yorar. Bir bardak su içilebilir.
- Çok yemek, kötü sindirimin başlıca sebebidir. Doymadan kalkmalıdır.
- Normal bir sindirim için 4-5 saat bir zaman gerekir. Haftada bir gün olsun sindirim organları dinlenmeli.
- Öğün arasında yemek, mideyi yorar ve sinir rezervlerini tüketir. Ikindi kahvaltısı yetişkinler için gereksizdir.
- Yorgun, uykusuz ve sinirliyken yemek, sindirime yardımcı olamaz.
- Kavga, tartışma, aşırı heyecan, hırs, nefret, kin gibi olumsuz duygular sindirim organları üzerinde kötü etki yapar.
- Ateşliyken yemek, ateşin yükselmesine sebep olur.
- Yemekten sonra hemen yatmamalıdır.
- Fazla baharat, hardal, sirke, karabiber… midenin kimyasal bileşimini bozar.
- Ham meyveler, aşırı asitli olduklarından, kaçınmalıdır.
- Bozuk besinler, mikropların üremesine ve sindirim bozukluğuna yol açar.
- Isıtılmış yemekler zamanla karaciğer, böbrek, safra kesesi ve bağırsakları olumsuz etkiler.
- Kızartmaların sindirimi ağırdır.
- Aşırı miktarda şeker, sindirim bozukluĞuna yol açar.
- Besinlerdeki uyumsuzluk, sindirim zorluĞuna sebep olabilir.
- Çay, kahve, kakao… sindirim sisteminin dengeli çalışmasını bozar.
- Aynı öĞünde birçok çeşit yemek, sindirimi yokuşa sürer.
- Çiklet ve benzerleri, midedeki asidin çoğalmasına sebep olur.

KALBIN HOŞUNA GIDEN YIYECEKLER:

Son yıllarda artan kalp hastaları, bol bol lifli maddeler yemelidir. Kepek, çavdar ürünleri, taze meyve ve sebzeler, lifli maddeler için en zengin kaynaklardır. Lifli besinler kolesterol ve yağ miktarını da azaltır. Sık sık balık yenirse, damarlarda yağ birikmesini önler. Bol magnezyum bulunan fındık, fıstık, baklagiller gibi yiyecekler yemek de ihmal edilmemelidir. Magnezyum, kalbin fonksiyonunu dengede tutar ve adalelere enerji sağlar. Bol ıspanak yenmeli ki, bu yeşil sebzede bol miktarda folik asit ve B6, B12 vitaminleri vardır.

AĞIZ KOKUSU:

Ağız kokusunun çeşitli sebepleri vardır. Çoğunlukla fena ağız kokusunun sebebi (%90 oranda) ağız içi kaynaklıdır. Diğer sebep ise mide-bağırsak yahut üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır. Bunlara ilâveten özellikle çocuklarda bağırsak parazitlerine bağlı daha çok sabahleyin gözüken ağız kokusu meydana gelebilir. Bâzı sistemik hastalıklarda da (diyabet gibi) fena koku görülmektedir. Ağız içi kokusunun sebepleri:

- Kokulu yiyecekler,
- Diş çürüĞü,
- Diş eti-kemik dokusu hastalıkları,
- Sürekli ağız kuruluğu,
- Sigara kullanma,
- Ağzın kötü bakımı.

Yediğimiz gıdalar solunumumuzu etkiler; özellikle soğan, sarmısak gibi yiyecekler kan dolaşımımıza geçerler. Oradan da akciğerlere transfer edilip nefesimizle dışarı atılır. Diş fırçalama, diş ipi kullanımı, ağız gargaraları ve sakız çiğneme, kokuyu sadece geçici olarak maskeler. Düzenli ağız bakımı olmazsa, gıda artıkları dişler arasında, dilin ve dişetlerinin üstünde birikerek ağızda kalır; belli bir süre sonra kokuya sebep olur. Protezlerin de iyi temizlenememesi fena kokuya sebep olabilir. Diş eti ve çevre kemik dokusu sağlığı bozukluğunun da en önemli habercisi, fena ağız kokusudur.

POLEN HÂRIKA BIR ILÂÇTIR:

Polen; arıların, çiçeklerin ortasında bulunan tozlarını, larvaları ve ana arıyı beslemek için arka ayaklarına özel bir salgı ile toplayarak, kovanın önünde bulunan polen tuzağı denilen kutulara bıraktıkları maddedir. Bu tozlar kurutularak hazır hâle getirilir. Polen hârika besinlerin en üstünüdür. Bütün vitaminler, yağ, protein, şeker, mineral, doğal hormon gibi maddeler bulunur. Ayrıca 27 çeşit madensel tuz, 22 çeşit amino asidi yanında; A, B, B1, B2, B3, B5, B6, B7, B8, B9, B10 vitaminleri de ihtiva eder. Başta kanser olmak üzere, kalp-damar ve karaciĞer, romatizma, sedef, ekzama, sivilce, saç dökülmesi, cilt lekeleri, prostat, göz, astım, bronşit, ülser, bâsur, felç, kansızlık, beyin, ruh ve sinir hastalıklarında; çocuk gelişiminde; beyin ve vücut yorgunluklarında kullanıldığı gibi; zayıflık-şişmanlık, kabızlık-ishal gibi birbirine zıt olan hastalıklarda da kullanılır. Kandaki alyuvar sayısını %25 ve hemoglobini %15 oranında arttırır.Günde bir çay kaşıĞı, süt, çay,
kahve ile birlikte, yahut çiĞneyerek doğrudan doĞruya alınabilir.

SIGARAYI BIRAKINCA:

Sigarayı bırakınca neler oluyor:
- 20 dakika sonra, kalp atışları düzene giriyor ve vücut ısısı sigara içmeyen bir insanla eşitleniyor.
- 8 saat sonra, kandaki karbondioksitin %95′i temizleniyor.
- 24 saat sonra, kalp krizi riski azalıyor, sağlıklı insana yakın duruma geliniyor.
- 2 gün sonra, tat ve koku alma normal insan gibi hassaslaşıyor.
- 3 gün sonra, nefes almak hissedilir derecede iyileşiyor.
- 3 ay sonra, akciğerler %30 daha fazla çalışıyor; içerisindeki kiri de atmaya başlıyor.
- 1 sene sonra, kalp kafesinden hastalanma rizki %50 azalıyor.
- 10 sene sonra, akciĞer kanseri olma ihtimali hiç sigara içmeyen bir insanla denk oluyor.
- 15 sene sonra, kalp ve tansiyon hiç sigara içmemiş gibi normalleşiyor.

KEPEK DEYIP GEÇMEYIN:

Kepek, vitamin ve minerâl madde bakımından pek çok zengindir. Diğer bâzı faydaları da şöyledir: Kepekli ekmek, çiĞneme müddetini uzatır. Tükürük salgısını da arttırdığı için fazla gıda alımını önler. Midede fazla kalacağı için çabuk acıktırmaz. Bağırsaktaki geçişleri ise hızlandırır. Kabızlığa faydası olur. Kepek suda çözülmez. Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağlı maddelerin emilmesine kısmen mâni olur. Kan şekeri ve kan yaĞları üzerine müsbet tesir yapar. Kepek ve posalı gıdalar sindirim sisteminde kanserin meydana gelmesini azaltır. Kepekteki fitik asit, kalsiyum, demir ve çinko elementlerinin fazla emilmesini azaltır. Kepekli un mayalanırsa, bu zararlı etkisi kaybolur. Bol kepekli ekmeklerin kalori değeri azalmakta, buna karşılık vitamin ve protein değeri artmaktadır. Bu sebeple şişmanlığı önlemektedir. Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağların emilmesine kısmen mâni olur. Kanda lipid ve kolesterol üzerine etkili olur. Sağlık için kepekli ekmek herkese çok
faydalıdır. Bilhassa kilosu fazla olanlara tavsiye edilir.

TANSIYON DÜŞÜKLÜĞÜ:

Aşağıdaki sorulara vereceğiniz her “Evet” cevabı, sizdeki tansiyon düşüklüĞü riskinin, yüksek olduğunu gösteriyor:

- Sabahları daha fazla uyumak istiyor musunuz?
- Gün boyunca esnemek zorunda kalıyor musunuz?
- Hava değişimi tesir ediyor mu?
- Sık sık keyifsizleşiyor ve işe başlayabilmek için yoğun çaba harcamak zorunda kalıyor musunuz?
- Hafızanızda belli bir zayıflık ve güçsüzlük hissediyor musunuz?
- Ayağa kalktığınızda baş dönmesi, göz kararması oluyor mu?
- Aşırı derecede hassaslaşma ve bitkinliğe düştüğünüz oluyor mu?
- Çehrenizde dikkat çekici bir solgunluk meydana geliyor mu?
- Sık sık kalp çarpıntısı veya kulak çınlaması hissediyor musunuz?
- Ellerinizde ve ayaklarınızda sürekli bir soğukluk oluyor mu?

UZMANLARIN TAVSIYESI:

Uzmanlara göre sağlıklı yaşamanın yolu, yanlış beslenme alışkanlıklarını değiştirmekten geçiyor. Konuyla ilgili araştırmaya göre; Anadolu’da yaygın olan buğday, mısır, yulaf ve pirinç gibi tahıllarla pişirilen çorbalar, gerçekte vitamin deposu. Sofrada esmer buğday ve çavdar ekmeğine yer verme tavsiyesinde bulunan uzmanlar, buğdayın; fosfat, magnezyum, kalsiyum, fosfor, B ve E vitamini ihtiva ettiğini belirtiyorlar. Çavdar ekmeği; damar sertliği, kan dolaşımı bozukluğu ve yüksek tansiyon için faydalı olurken, vitamin ve mâdensel tuz ihtiva eden yulaf, vücuttaki zararlı toksinlerin atılmasını sağlıyor. Pirincin B vitamini bakımından zengin olduğuna da dikkat çeken uzmanlar, buğdaydaki gibi pirincin de bütün vitamininin kabuğunda olduğunu bildirerek, işlem görmüş beyaz pirinç yerine, kırıklı, kahverengi pirincin tercih edilmesini tavsiye ediyorlar.

Diyet yapma kaygısıyle vücudunuzu yaĞdan yoksun bırakmayın! Çünkü vitaminlerin bir kısmı (A, D, E, K) vücuda yaĞla birlikte alınır. Yağ, deri altı vücut ısısının hızlı kaybını önler. Bâzı hormonların yapımı için de gereklidir. Ceviz, yerfıstığı ve zeytinyağı beyin hücreleri için de yararlıdır. okmalarınızı iyice çiğneyin! Acele atıştırdığınızda açlık duygusunu tatmin edemediğiniz için daha fazla yersiniz.

Magnezyum ve E vitamini yönünden zengin olan çikolata enerji verir. Ama çikolatanın katı yağ ve şekerden yapılmış olduğunu unutmayın! Sindirim sisteminin dinlenmesi ve vücuttaki toksinlerin atılması için, haftada bir gün sâdece meyve yiyin, süt ve su için! Beyaz şekeri azaltın, balı tercih edin! Lifli sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin! Posalı olan bu yiyecekler, artıkların baĞırsaktan geçişi sırasında, barsak yüzeyini korurlar.

GRIP ve GRIP AŞISI:

Grip, Influenza adı verilen bir virus tarafından meydana getirilen, âni olarak 39 °C üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem aĞrıları, hâlsizlik, bitkinlik, titreme, baş aĞrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlayan bir enfeksiyon hastalıĞıdır. Daha sonra boğaz aĞrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin yaşarması ve kanlanması gibi belirtiler eklenir ve bazen de karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir. Hastaları mutlaka 3-7 gün yatağa mahkûm etmektedir. Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kalp, akciĞer, böbrek, şeker gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha aĞır seyretmekte ve ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açmaktadır. Gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolu aşılanmaktır. Grip aşısı için en uygun zaman da sonbahar aylarıdır. Dünya Sağlık Teşkilâtı’na göre şu kimseler grip aşısı olmalıdır:

- Bronşiyal astım hastaları,
- Kalp ve damar hastalıkları olanlar,
- Şeker gibi kronik hastalığı olanlar,
- Kronik böbrek hastaları,
- 65 yaşından büyük kişiler,
- BaĞışıklık sistemi bozulanlar,
- Gripte, 2-3 aylık olan hâmileler,
- Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar,
- Sağlık personeli ve görevliler,
- Toplum hizmetinde çalışanlar,
- Sık seyahat edenler,
- Iş gücü kaybı olacak olanlar,
- Grip olmak istemeyenler.

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/7/2007 - BANYODAKİ HAVVULAR NEDEN ÇABUK KOKUYORLAR

Kategori: Saglik

 

 

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuşnbiçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir.
Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur.

Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yemek Tarifleri,Saglık,Çocuk Sağlığı,Takı Tasarımı

Kategoriler

  • AnneBebek
  • Elisi
  • Makale
  • Saglik
  • Yemek Tarifleri
  • Arkadaşlarım